Kedilerin sevimli olduğunu anlamak için çocuk yaşta olmak gerekmiyor. Ama tabi içimizdeki evcil hayvan sevgisi küçükken başlar hep. Tüy yumağı halinde etrafta gülüşüp oynadıklarını görmek, yeter çoğu zaman.

Bizim kullanılmayan bir depoda kedilerin sefa sürmeye başlamalarını hatırlıyorum. Dışarıdan buldukları yemeklerle günlerini gün ediyorlardı. Uzaktan uzaktan onları hep gözlemlerdim. Bu izlemelerim sırasında ne zaman miyavlayacaklarını merak edip dururdum. Yemekten önce ve yemekten sonra bizler nasıl ellerimizi yıkıyorsak, onlar da pekala birbirlerine seslenip, her şeyin yolunda olduğunu anlatabilirlerdi. Evet, onlar da yemek saatlerini iyi değerlendirirlerdi.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama, bizim kedilerin birdenbire yavruları oldu. Artık onlar kadar bizim de en büyük eğlencemiz kedi yavruları idi. Kuyruğunu kullanması, kulaklarını oynatması ve ne zaman miyavlaması gerektiği konusunda yardım etmek görevlerimiz arasında yer aldı. Bu konuda ne kadar başarılıydım bilmiyorum ama, annelerinin gösterdiği şefkati onlardan esirgemedim, onlar ile kardeşlik yaşamak bile istedim. Kısacası merhamet ve sevgi gibi kelimelerin anlamlarını tdk sözlük yerine kediler sayesinde öğrendim.
Japon Oyuncak Gösterisi’nde sergilenen Elektronik Kedi bu konuda başarılı olabilir mi dersiniz? Açıkçası bu konuda Japonlar kadar iyimser değilim. Belki sensörler ile donatılmış ve etrafını algılayabilir hale gelmiş olabilir. Sonra bizim dokunuşlarımızı hissedecek kadar etkileyici olabilir. Peki ama, robot kedi, yavru kedilerin gözlerindeki yaşama sevincini ne kadar yansıtabilir ki?

Bizim kullanılmayan bir depoda kedilerin sefa sürmeye başlamalarını hatırlıyorum. Dışarıdan buldukları yemeklerle günlerini gün ediyorlardı. Uzaktan uzaktan onları hep gözlemlerdim. Bu izlemelerim sırasında ne zaman miyavlayacaklarını merak edip dururdum. Yemekten önce ve yemekten sonra bizler nasıl ellerimizi yıkıyorsak, onlar da pekala birbirlerine seslenip, her şeyin yolunda olduğunu anlatabilirlerdi. Evet, onlar da yemek saatlerini iyi değerlendirirlerdi.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama, bizim kedilerin birdenbire yavruları oldu. Artık onlar kadar bizim de en büyük eğlencemiz kedi yavruları idi. Kuyruğunu kullanması, kulaklarını oynatması ve ne zaman miyavlaması gerektiği konusunda yardım etmek görevlerimiz arasında yer aldı. Bu konuda ne kadar başarılıydım bilmiyorum ama, annelerinin gösterdiği şefkati onlardan esirgemedim, onlar ile kardeşlik yaşamak bile istedim. Kısacası merhamet ve sevgi gibi kelimelerin anlamlarını tdk sözlük yerine kediler sayesinde öğrendim.
Japon Oyuncak Gösterisi’nde sergilenen Elektronik Kedi bu konuda başarılı olabilir mi dersiniz? Açıkçası bu konuda Japonlar kadar iyimser değilim. Belki sensörler ile donatılmış ve etrafını algılayabilir hale gelmiş olabilir. Sonra bizim dokunuşlarımızı hissedecek kadar etkileyici olabilir. Peki ama, robot kedi, yavru kedilerin gözlerindeki yaşama sevincini ne kadar yansıtabilir ki? [cc2.0 bery]
7/31/2009




2008 yılında ise, biraz daha ilerleme sağlandı. 






2. 


Yandaki resimde poz veren
Biz çocuklar dişlerimizi düzenli olarak fırçalıyor olabiliriz belki ama, 






Zamanla kalemin baş kısmı da değişime uğradı. İnsanların sağlığı ve güvenliği söz konusuydu. Gözümüze pek zararsız gelen arka kısımdaki tıpa, çocuklar tarafından emilip yutulması durumunda solunumu engelleyerek ciddi sağlık sorunlarına neden olmasın diye biraz başkalaştı. Kalemin baş kısmı, kaleme biraz olsun hava girmesi için yeniden tasarlandı.


Her sene 






















