Uykusuz Robot Ayı: Horlama Sesi Uzmanı!

Horlama sesi, sadece çocukları ve aileleri rahatsız etmiyor. Sevimli robot ayılar da bu gürültüden pek hoşlanmaz. Neyse ki, robotlar uykusuz insanlara yardım elini uzatıyor. Ayı pençesi ile nazikçe uyarıyor. Bizi de pençesiyle uyarmadan yazmaya başlıyoruz. Şimdi horlama sesi uzmanı ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
oyuncak ayı
Oyuncak Robot Ayı [Flickr/Gervas]

Horlayan insanları hor görüyor musun?

İnsanları hep ikiye ayırıyorum: horlayanlar, horlamayanlar. Ama hepsi de benim çok iyi arkadaşım. Gündüz gözüyle şakalaşırız. Bazıları beni öyle güldürüyor ki! Onlarla bir güzel gece-gündüz oyunu bile oynarız. Bütün bu eğlence gece olunca bitiyor. Kimisi bir anda yabani oluyor. Horlama şenliği başlıyor. (Gülüşmeler) Bir daha bu oyunu oynamak istemiyoruz. Mızıkçılık yaptıklarını düşünüyorum.

Horlayan insanları nasıl ikna ediyorsun?

Pençemle onları korkutarak! (Gülüşmeler) Mışıl mışıl uyuyan insanları izlemek pek keyifli. Mutsuz insanları, o halde görmeyi hep isterim. Neşeli olmayı beceremeyen insanlar bile gülümsemeye başlar. Ama tabi, kişi horlamaya başladığında işler değişir. Mikrofonum beni uyarır. Horlayan insanların yüzündeki gülücük, uçar gider. Ben de hemen elimi kişinin başına götürüyorum, az da sarsıyorum. Korkmayın ama, deprem olmuyor.

Horlama nedenleri nedir acaba?

İnsanların solunum sistemini gözünün önüne getir. Nefes almaya başladıktan sonra hava nasıl da ilerliyor. Burundan sonra gideceği çok yol çok uzun. Akciğerlere ulaşmak isteyen havanın hava yolundan geçerken yarattığı titreşim. Bu titreşim bazen boğazdan gelir, bazen de burundan. Tarifini verdim ama sakın bunları evde denemeyin!

Günümüzde "horlama sesi uzmanı" olmak kolay mı?

Kolay yoldan köşeyi dönen bir ayı olmadım. Emek harcamadan başarılı olmayı beklemek boşuna! Sadece programlanmış tüm robotlar gibi işime bakıyorum. Çocukların uykusu kesilmesin diye bunu yapıyorum. Mutlu yarınları düşünüyorum.

Yaptığınız işin önündeki en büyük engel nedir?

İnsanlar! Bidolu insan tedavi olmaya yanaşmıyor. Horlama nedenleri üzerinde durmak bile istemez. Bir kere bencil olduklarını itiraf etsinler. Çocuklarını ve sevdiklerini düşünmeyen insan mı olur?

Deprem Dede ile interaktif eğitimin önemi

Depremden korkan çocuk kalmasın, herkes teknoloji kullansın. Baksana doğal afetler, teknoloji kullanımı sonrasında az da olsa hafifliyor. Yardım kampanyaları artık televizyondan daha hızlı yayılıyor. "Sosyal medya can kurtardı" haberleri bile internetin etkisini gösteriyor. Bence en yeni deprem sloganı: "Sarsılalım ama, teknoloji sayesinde yıkılmayalım."

deprem dede resmi
Deprem Dede: Ahmet Mete Işıkara
Bilim insanları yaşanan gelişmelerden sonra açıklama yapıp dururlar. Kimileri televizyon programlarına çıkıp insanları uyutmayı başarır. (Ben uyumadan önce her zaman onları dinlerim.) Kimileri de masal anlatmayı bırakıp faydalı bilgiler sunar. Hem de işe yarar bilgileri sıkmadan anlatırlar. Ahmet Mete Işıkara bu konuda çok başarılı! Çocuklara nasıl ulaşması gerektiğini de biliyor. Hem çizgi film karakteri, hem de deprem eğitim konseri izleyicisi!
  1. Ekranlarda zelzele etkisi yaratan Deprem Dede aynı etkiyi internet üzerinde de bırakıyor. Çocuklar için, depremin ne demek olduğunu merak ediyor. İnternet üzerinden gelen tüm sorulara cevap veriyor. Fen ve teknoloji kitabında olmayan açıklamalar yapıyor. Deprem eğitimi söz konusu olduğunda elinden geleni yapmak için sizleri bekliyor. Kulak verin: Deprem Dede anlatıyor!

  2. Deprem Dede çizgi film kahramanı olmak için çoktan hazır! Bilgilerini çocuklardan saklamıyor. Bunun için hazırlanan animasyonlarda deprem öncesi ve sonrası bildiklerini bir bir anlatıyor. Depremden korkan çocuklara yardım etmeyi sevdiğini gösteriyor. 

  3. Depremin nasıl oluştuğunu anlamak çocuklar için kolaylaşıyor. Yüksek görsel zeka sahibi öğrenciler yaşadı. Depremde yaşananlar herkesin gözünü açıyor. Çünkü, hazırlanan deprem animasyonları bilgileri kalıcı hale getiriyor. Yaşananları bilimsel bir şekilde açıklamaya yetiyor.

  4. Müzik, eğitimde pek çok defa kulağımıza kadar gelir. Melodileri eğitimin önemi için kullanan insanların sayısı artıyor. Konu doğal afetler olunca, notalar sarsılıyor. Depremi anlatmak için Gökhan Şen şarkılarını söylemeye başlıyor, Deprem Dede tempo tutuyor. Müziğin gücü adına depremden korkan çocukların sayısı azalıyor.

Dengeli beslenmenin önemi interaktif eğitim ile kolay!

Sağlıklı beslenme terimi ile okul yıllarında tanıştım. Derslerde öğrenmediğim bilgileri, kantincilerden öğrendim, dengeli beslenmenin önemini anladım. Okul kantini bu konudaki açlığımı dengeli bir sürede doyuruyordu. Hayır, bugünkü gibi öyle yasaklar yoktu. Hamburger ve kola ikilisi raflarda yerini alıyordu ama nihayetinde ikisinden de uzak durmayı başardım. Keşke oyun ve videolar ile interaktif eğitim alarak gerçekleşseydi ama, olmadı. Bu sağlıklı konunun hakkından nasıl geldim, anlatmalıyım.
beslenme okul kantini
Okul kantininde yemek yiyen öğrenci. [Flickr/Clipartkid]

"Çocuklarımız okulda sağlıklı besleniyor mu?" Bu sorunun cevabı bütün kantinciler için aynıdır. Eskiden olsa, bir kere daha düşünmelerini isterdim. Öyle ya, hijyenden bihaber kantin çalışanları vardı. Üstelik onların toplamı, hamburger sayısından daha fazlaydı. Böyle günleri yaşıyordum. Teneffüslerde kantin önünde oluşan sırada her zaman bir yerim oluyordu. Sıra bana gelene kadar, önümdekinin ensesinde gözüm yoktu. Amacım kantinci abileri gözlemlemekti. Kağıda sarıp verdikleri patates kızartmaları nasıl bir sarmalın içindeydi?

Pek Hijyenik Patates Kızartmaları!
Okul kantinlerinde çalışanların elinden her iş gelirdi. Patatesleri çıplak elleri ile doldurmak, kağıt içindeki patates kızartmasını uzatmak, çıplak ellerle para üstü vermek vs. Herşeyin yolunda olduğunu anladınız mı? Ben buna pek anlam veremediğim için sıradan çıkıp giderdim. İlköğretim yaşantım bitene kadar kantincilerin eldiven kullanmasını bekledim. Ama o güzel günleri göremedim. Hep çantamda iki tane "anne sandviç" taşıdım. Şimdi ideal kilomla hüzünleniyorum. Hepsi kantinci abinin suçu!
Uzmanlar da benim gibi düşünüyor: okul kantinlerinden beslenmek yerine, ailelerin evlerinde çocukların okula giderken yanlarına alabilecekleri sağlıklı beslenme menüleri öneriyor. Tabii, bu menülerde protein, karbonhidrat ve yağın dengeli olması için çalışmalı, biraz sebze ve meyveyi de unutmamalı. Çocuklara şeker ve yağ içeriği yüksek besinler hakkında eğitim verilmeli, bunları tüketmelerini kısıtlamak da yararlı olacak. Ayrıca, okul kantinleri ve çevresinde satılan yiyeceklerin denetimlerinin sık aralıklarla yapılması da çok önemli.


Çocuklara dengeli beslenmeyi doğru bir şekilde anlatmak gerekiyor. Bunun için interaktif oyunlar ve videolar oldukça işe yarar. Bu sayede öğrencilere dengeli beslenmenin önemini anlatan bilgileri pekiştirme imkanı vermiş oluruz. GAV ve MEB işbirliği ile 8-11 yaş öğrencilerine yönelik geliştirilen, “Yemekte Denge” eğitim programı başladı. Teknoloji bu sayede karnımızı güzelce doyuruyor!

Related Posts Plugin for Blogger...

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Eagle Belt Buckles